Normal şartlar altında, "Çok gülme, ağlarsın" diye düşünmekten çok "Neşeli ol ki genç kalasın" yaklaşımını tercih ederim. Fakat bir süredir yaşadığım olumsuzluklar yüzünden "fazla güldüm her halde, çok ağlıyorum" diye düşünmeye başladım. Çekim yasası bende ters işliyor galiba:) Son zamanlarda ne zaman pozitif düşünsem ve iyi hissetsem, başıma bir terslik geldi. Artık iyi hissetmekten korkar oldum, ya başıma yine bir şey gelirse diye. Kısacası, bir süredir pişmemiş tavuktan halliceyim. (Hani bir oyuncak vardı, içinden köstebek kafaları çıkardı, onlar çıktıkça köstebeklerin kafalarına vururduk. İşte, o oyundaki köstebekten farksız hissediyorum, tam kafamı çıkarayım diyorum bir sopa iniyor, otur oturduğun yerde diyor.)
Mantıklı düşündüğümde iki olay arasında yanlış bir bağ kurduğumu biliyorum aslında. Hatta yabancılar, buna "alakasız bağıntı" (spurious correlation) diyorlar. Yani iki şey arasında nedensel bir bağ bulunmasa da, art arda geldikleri için yanlış bir nedensellik ilişkisi kuruyorsun (Yani, dondurma yedikten sonra kalp krizi geçiren birisinin dondurmayla kalp krizi arasında yanlış bir neden-sonuç ilişkisi kurması gibi, kalp krizinin dondurmayla bir ilgisi yok sonuçta)
Her neyse bütün bu mantıklı akıl yürütmeler, temeldeki korku duygumu (iyi hissedersem başıma kötü bir şey gelir) ortadan kaldırmadı tabii. Sonra biraz daha düşündüm, aslında duygularımı kontrol etmeye çalışarak yaşadığım sonuçları değiştirmeye çalışıyordum. İyi hissetmeyerek aslında olumsuz olabilecek sonuçları değiştirmek istiyordum (yüksek sesle söyleyince iyice mantıksız geldi). Neyse, bugün, bunun bir nevi kontrolcülük olduğunun farkına vardım. Sonuçta birçok olay, bizim ne istediğimizden ve hissettiğimizden bağımsız olarak gerçekleşiyor. Ya da yabancıların dediği gibi "shit happens", yani hayatımızda biz istesek de istemesek de kötü şeyler oluyor. Doğu'nun bilgeliği ise tevekkülde ve başa gelenleri kader diyerek oldukları gibi kabul etmekte yatıyor...Ben de boşver, olur böyle şeyler dedim...Haydi hayırlısı, kafamızı tekrar çıkaracağız artık, başka çare yok:)
Mantıklı düşündüğümde iki olay arasında yanlış bir bağ kurduğumu biliyorum aslında. Hatta yabancılar, buna "alakasız bağıntı" (spurious correlation) diyorlar. Yani iki şey arasında nedensel bir bağ bulunmasa da, art arda geldikleri için yanlış bir nedensellik ilişkisi kuruyorsun (Yani, dondurma yedikten sonra kalp krizi geçiren birisinin dondurmayla kalp krizi arasında yanlış bir neden-sonuç ilişkisi kurması gibi, kalp krizinin dondurmayla bir ilgisi yok sonuçta)
Her neyse bütün bu mantıklı akıl yürütmeler, temeldeki korku duygumu (iyi hissedersem başıma kötü bir şey gelir) ortadan kaldırmadı tabii. Sonra biraz daha düşündüm, aslında duygularımı kontrol etmeye çalışarak yaşadığım sonuçları değiştirmeye çalışıyordum. İyi hissetmeyerek aslında olumsuz olabilecek sonuçları değiştirmek istiyordum (yüksek sesle söyleyince iyice mantıksız geldi). Neyse, bugün, bunun bir nevi kontrolcülük olduğunun farkına vardım. Sonuçta birçok olay, bizim ne istediğimizden ve hissettiğimizden bağımsız olarak gerçekleşiyor. Ya da yabancıların dediği gibi "shit happens", yani hayatımızda biz istesek de istemesek de kötü şeyler oluyor. Doğu'nun bilgeliği ise tevekkülde ve başa gelenleri kader diyerek oldukları gibi kabul etmekte yatıyor...Ben de boşver, olur böyle şeyler dedim...Haydi hayırlısı, kafamızı tekrar çıkaracağız artık, başka çare yok:)





0 yorum:
Yorum Gönder