2 Haziran 2013 Pazar

AKP ve yandaşlarının (AKP'ye oy veren ya da AKP için çalışan herkesi kastetmiyorum, aralarında gerçekten demokrasi sevdalısı olanlar çok), demokrasiden anladıkları tek şey, seçimlerde kazanmak. Onlara göre demokrasi, çoğunluğu temsil ettiği söylenen partinin kafasına göre istediğini yapması; diğerlerinin de ses çıkarmadan oturması; en ufak ses çıkaranlara da hakaret edilip biber gazı sıkılması, gazetecilerin ise hapse atılması!

Halbuki gerçek demokrasi, çoğunluğun verdiği oyla değil; azınlıklıklara, farklılıklara ve fikir ayrılıklarına karşı gösterilen anlayış ve hoşgörüyle ölçülür. Kendine demokrat AKP de farklı görüşlere ne kadar açık olduğunu, sokaktan geçen insanların üzerine bile biber gazı sıkarak açıkça gösterdi. Görünen o ki bütün otoriter hükümetler gibi gittikçe paranoyaklaşan AKP'nin de basit yeşilci bir harekete dahi tahammülü yok.

Demokrasi, sadece seçimle olsaydı bugün demokrasi kılıfındaki otoriter Rusya, Singapur gibi birçok ülkenin demokrat sayılması gerekirdi. AKP ve yandaşlarının ben sadece oya ve sayıya bakarım şeklindeki yüzeysel ve şekilci demokrasi anlayışı ve muhalefete karşı şiddetli tepkisi, maalesef AKP yönetimini şimdiye kadar gelmiş en baskıcı hükümet yapıyor (Bu partiye gönül vermiş gerçek demokratlar içinse gerçekten üzülüyorum).

Sayın Başbakan'ın insanlara uygulanan bu şiddeti kınamak yerine halkın bu doğal ve kendiliğinden gelişen tepkisini bir CHP komplosu olarak görmesi ve oradaki insanları bir avuç sarhoşa indirgemesi çok üzücü. Cumhurbaşkanımızın açıklaması ne kadar sağduyulu ise Başbakanımızın kendi vatandaşlarını çapulcuya indirgemesi o kadar talihsiz. Aralarında AKP'de dahil olmak üzere CHP, MHP ve BDP gibi birçok partiye oy vermiş, muhasebeci, reklamcı ve öğretmen gibi sıradan ve normalde politikayla ilgilenmeyen vatandaşlara uygulanan bu orantısız güç, maalesef AKP'nin ülkeyi demokrasiden ne kadar uzaklaştırdığını açıkça gözler önüne serdi. Eskiden de durum çok parlak değildi, birçok gencimiz devlet terörüne kurban gitti; ama artık doğrudan sıradan vatandaşa saldıran ya da güvenlik güçlerinin masum halka saldırmasına izin veren, dediğim dedik, astığım kestik, gözü KARA bir hükümet var karşımızda...

AKP halka uygulanan şiddetin sorumlularını bulup cezalandırmadığı ve orantısız güç kullanımından dolayı özür dilemediği taktirde, 28 Mayıs, devletin halka saldırdığı ve Türkiye'de demokrasinin fiilen öldüğü kara bir gün olarak Türkiye tarihine geçecek.

AKP'nin gittikçe otoriterleşen tutumu, son seçimlerde AKP'ye oy veren, gerçekten demokrat ve liberal seçmen kitlesini de ciddi bir şekilde rahatsız etmeye başladı. Güç sarhoşluğuna kapılan AKP bir süredir seçmenlerinin bir avuç yandaş ve şakşakçıdan oluşmadığını unuttuğu için Türkiye'deki seçimlerde her zaman kilit rol oynamış liberallerin de (Kemalist liberalleri ya da ideolojik olarak liberalizme bağlı olanları kastetmiyorum, liberalle kast ettiğim oy verirken muhafazakar eğilimli olmakla birlikte, ne sağ ne sol ne dinci ne de Kemalist olan, aşırılıktan hoşlanmayan, vereceği oyu pragmatik ve ekonomik hesaplarına göre değiştirebilen; fakat en temelde istikrar ve huzur isteyen kesim) tepkisini çekmeye başladı. Bu şekilde aşırı ve ölçüsüz davranışlar, AKP'ye asıl oyu kazandıran "merkez parti" olma niteliğini kaybettirebilir...


0 yorum: